Değerlerimizi Nasıl Koruruz? Kimin Değerlerini Yaşıyoruz?
Başkalarının kültürünü, yaşam biçimini ve alışkanlıklarını farkında olmadan benimserken kendi değerlerimizden uzaklaşıyor olabilir miyiz? Değerlerimizi nasıl koruruz? Bu soru bugün yalnızca kimliğimizle değil; ne ürettiğimiz, ne tükettiğimiz ve gelecek nesillere ne aktardığımızla da yakından ilgilidir.
Tarih boyunca bazı toplumlar, sayıca az olmalarına rağmen dünya üzerinde güçlü bir etki oluşturabilmiştir. Bunun arkasında yalnızca siyasi güç ya da ekonomik imkânlar değil; eğitim, disiplin, üretim, aidiyet ve sahip olunan değerleri nesilden nesile aktarma iradesi bulunmaktadır.
Yahudi toplumu da bu bağlamda üzerinde düşünülmesi gereken örneklerden biridir. Buradaki amaç bir toplumu idealize etmek veya onun yaşam biçimini örnek almak değildir. Aksine, başkalarının kendi değerlerine gösterdiği bağlılığa bakarak kendimize dönmek ve şu soruyu sormaktır:
Başkaları kendi değerlerine bu kadar güçlü biçimde sahip çıkarken biz kendi değerlerimize ne kadar sahip çıkıyoruz?
Değerlerimizi Nasıl Koruruz: Başkalarından Ne Öğrenebiliriz?
Yahudi geleneğinde eğitim, metin okuma, tartışma ve öğrenme kültürü önemli bir yere sahiptir. Bunun yanında farklı Yahudi topluluklarının modern hayat içerisinde dinî geleneklerini, ibadetlerini ve koşer gibi gündelik hayata ilişkin dinî kurallarını sürdürmeleri de dikkat çekicidir.
Fakat asıl üzerinde durmamız gereken nokta onların ne yaptığı kadar bizim ne yaptığımızdır.
Çünkü bugün bazen başkalarının çalışma disiplinini almak yerine yaşam tarzını; üretim anlayışını almak yerine tüketim alışkanlıklarını; eğitime verdikleri önemi almak yerine popüler kültürlerini daha kolay benimsiyoruz.
Bir süre sonra başkasına ait olan bize doğal, kendimize ait olan ise yabancı gelmeye başlıyor.
Değerlerimizi Nasıl Koruruz: Öğrenmek mi, Taklit Etmek mi?
Elbette başka toplumlardan öğrenebiliriz. Biliminden, teknolojisinden, çalışma disiplininden, eğitim yöntemlerinden ve üretim anlayışından istifade edebiliriz.
Fakat başkasından öğrenmek başka, başkasına dönüşmek başkadır.
Sorun, başka toplumların başarılı uygulamalarından yararlanmak değildir. Sorun, kendi değerlerimizi sorgulamadan terk ederken başkasının değerlerini yine sorgulamadan benimsemektir.
Giyimimizden düğünlerimize, eğlence anlayışımızdan aile ilişkilerimize, sosyal medya kullanımımızdan mahremiyet algımıza kadar birçok alanda bunun izlerini görmek mümkündür.
Bazen kendi medeniyetimizin ortaya koyduğu bir ölçüyü “eski” veya “çağ dışı” olarak değerlendirirken başka bir kültürden gelen yaşam biçimini yalnızca “modern” olduğu düşüncesiyle benimseyebiliyoruz.
Oysa modern olmak, başkasına benzemek değildir.
Gazze'den Boykota: Değerlerimizi Nasıl Koruruz?
Gazze’de yaşananlar hepimize çok ağır sahneler gösterdi. Fakat yaşananlar yalnızca insani bir trajediyi değil, Müslüman toplumların ekonomik ve kültürel bağımlılıklarını da yeniden düşünmemize neden oldu.
Boykot tartışmalarıyla birlikte market raflarına, kullandığımız markalara ve günlük tüketim alışkanlıklarımıza daha dikkatli bakmaya başladık.
Yediğimizden içtiğimize, teknolojiden kozmetiğe, yazılımdan eğlence sektörüne kadar hayatımızın ne kadar büyük bir bölümünde başkalarının üretimine bağımlı olduğumuzu daha açık biçimde gördük.
Gazze bize yalnızca “Neyi tüketiyoruz?” sorusunu değil, belki daha önemli bir soruyu da sordurdu:
“Biz ne üretiyoruz?”
Değerlerimizi Nasıl Koruruz: Boykottan Üretime
Bir ürünü almamak bireysel bir tercih ve tavırdır. Fakat mesele yalnızca “almamak” noktasında kaldığında uzun vadede yeterli olmayacaktır.
Asıl soru şudur:
“Bunu almayalım; peki yerine ne üretiyoruz?”
Kendi ürünümüz nerede?
Kendi teknolojimiz nerede?
Kendi markamız, yazılımımız, sinemamız, medyamız ve kültürel üretimimiz nerede?
Çünkü gerçek bağımsızlık yalnızca neyi tüketmediğimizle değil, neyi üretebildiğimizle de ilgilidir.
Bu nedenle boykot bilincinin bir sonraki aşaması üretim bilinci olmalıdır. Başkalarının ürünlerinden vazgeçmek kadar onların yerine daha iyisini ortaya koyabilecek bilgiye, emeğe ve üretim kültürüne sahip olmak da önemlidir.
Kültürel Etkilere Karşı Değerlerimizi Nasıl Koruruz?
Mesele yalnızca ekonomik değildir. Belki ekonomik bağımlılıktan daha derin olanı kültürel bağımlılıktır.
Bugün dünyanın herhangi bir yerinde üretilen bir dizi, film, şarkı veya sosyal medya akımı çok kısa bir süre içerisinde evlerimize kadar girebiliyor.
Fakat bunlar bize yalnızca eğlence sunmuyor.
Beraberinde bir aile anlayışı, kadın-erkek ilişkisi, mahremiyet algısı, başarı ölçüsü, güzellik anlayışı ve hayat tasavvuru da taşıyor.
Biz bir filmi izlediğimizi düşünürken bazen onun sunduğu hayat biçimini de yavaş yavaş normalleştirebiliyoruz.
Kültür Üreterek Değerlerimizi Nasıl Koruruz?
Kültürel üretim yapan toplumlar yalnızca film, müzik veya dijital içerik üretmezler; aynı zamanda dünyaya kendi hikâyelerini ve değerlerini anlatırlar.
Biz ise zaman zaman kendi değerlerimizi genç nesillere ulaştırabilecek güçlü bir film, nitelikli bir kitap, etkili bir dijital içerik veya çağın dilini yakalayan yeni bir anlatım biçimi üretmek yerine yalnızca başkalarının ortaya koyduklarını eleştirmekle yetiniyoruz.
Oysa eleştirmek tek başına yeterli değildir.
Alternatif üretmek gerekir.
Gençlere “Bunu izleme.” demek kolaydır. Fakat onun yerine izleyebileceği daha iyisini ortaya koyabiliyor muyuz?
“Bu kültüre özenme.” diyebiliriz. Peki kendi kültürümüzü sevdirecek, yaşatacak ve çağın diliyle anlatacak ne üretiyoruz?
Değerlerimizi korumanın yolu yalnızca yasaklamak ve uzak durmak değil, daha iyisini üretebilmektir.
Geçmişten Geleceğe Değerlerimizi Nasıl Koruruz?
İslam medeniyetinin tarihine baktığımızda bilimden sanata, tıptan astronomiye, mimariden düşünce hayatına kadar büyük bir birikimle karşılaşırız.
Fakat geçmişte ne kadar güçlü olduğumuzu sürekli anlatmak, bugün güçlü olmamız için yeterli değildir.
Geçmiş bizim için yalnızca övünülecek bir hatıra değil, aynı zamanda bir sorumluluk olmalıdır.
Çünkü bize düşen, geçmişin başarılarını tekrar tekrar anlatmak değil; o üretim ruhunu bugünün dünyasında yeniden ortaya koyabilmektir.
Geçmişte ne yaptığımız kadar bugün ne ürettiğimiz de önemlidir.
Peki Gerçekten Değerlerimizi Nasıl Koruruz?
Belki de artık başkalarının ne yaptığına bakmadan önce kendimize dönmemiz gerekiyor.
Başkalarının disiplininden ders alabiliriz. Çalışmalarından, üretmelerinden, eğitim anlayışlarından ve kendi değerlerini nesillerine aktarma konusundaki kararlılıklarından çıkaracağımız çok şey olabilir.
Fakat onların çalışma disiplinini örnek almak yerine yaşam tarzlarını; üretim güçlerini örnek almak yerine tüketim kültürlerini benimsemeye başladığımız noktada durup düşünmeliyiz.
Çünkü başkasının başarısından ders çıkarmak başka, başkasına dönüşmek başkadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Değerlerimizi yaşayarak, üreterek ve gelecek nesillere aktararak koruyabiliriz.
Hayır. Başkalarından faydalı olanı öğrenmek ile onların yaşam biçimini sorgulamadan taklit etmek aynı şey değildir.
Başka kültürleri sorgulamadan benimsemek ve kendi değerlerimizi günlük hayatımızda yeterince yaşatmamak zamanla kimliğimizden uzaklaşmamıza neden olabilir.