Öğrenilmiş Çaresizlik Nedir?

Müslümanların Çaresizliği Öğrenilmiş Çaresizliğe Dönüşmesin!

Filistin’de yıllardır sürmekte olan zulmün, yalnızca Müslümanları değil, insanlığını kaybetmemiş tüm vicdan sahibi insanları derinden sarsmakta olduğunu görüyoruz. Dünyanın dört bir yanında yapılan açıklamalar, yürüyüşler ve dayanışma programları da bu ortak acının büyüklüğünü göstermektedir. İsrail devleti yıllardır Filistin halkına sistematik bir soykırım uygulamakta ve aynı zamanda ekonomik gücünü kullanarak tüm İslam dünyasına yönelik psikolojik bir yıpratma süreci yürütmektedir.

Psikolojik sağlık her birey için son derece önemlidir. Bireylerin düşünce, duygu ve davranış sistemi yara alabilir; beyin ve sinir sisteminin işleyişi normalden sapabilir ancak fizyolojik rahatsızlıkların tedavisi olduğu gibi, psikolojik dengesizlikler de uygun yöntemlerle iyileştirilebilir. Burada önemli olan, sadece zihinsel süreçlere odaklanmayıp ruh ve gönül boyutunu da kapsayan bütüncül bir yaklaşım benimsemektir.

Bir insanın dünü, bugünü ve yarınını en çok etkileyen boyut, düşünce-duygu yönetimi ve zihin-gönül dünyasıdır. Hayatın imtihanlarla dolu olması, dünyayı iyi yönetmeyi; ölüm sonrası ebedi hayatın varlığı ise manevi yaşamı sağlıklı tutmayı gerektirir. Zihinsel olarak yara almış, duygusal dengesi bozulmuş kişiler net plan kuramaz; uzun vadeli ve sistemli çalışmaya girmekte zorlanır.

Manevi boşluk hissi insanı kolay ulaşılan teknoloji ve sosyal medya uygulamalarına yönlendirir; böylece kişi farkında olmadan kötü amaçlı profesyonellerin hazırladığı bilinçaltı tuzaklarına kapılarak yeni, sağlıksız değerler ve bir kimlik inşa etmeye başlayabilir.

Günümüz yaşam biçimi, insanların bedensel ve ruhsal sağlık dengesi açısından ciddi bir risk altına girmesine neden olmaktadır. Şehir yaşamının yaygınlaşması ve teknolojik cihazların artmasıyla birlikte insanların fiziksel hareket alanı daralmış, buna karşılık televizyon, internet ve sosyal medyanın yoğun kullanımıyla beyinler sürekli işitsel ve görsel uyarana maruz kalarak zihinsel yorgunluk yaşamaya başlamıştır. Zihinsel yorgunluk yıpratıcıdır, kolay geçmez ve birçok hastalığın temelinde yer alabilir.

Öğrenilmiş Çaresizlik Nedir?

Öğrenilmiş çaresizlik, bireylerin sürekli olarak karşılaştıkları olumsuz durumlar karşısında hiçbir şeyi değiştiremeyeceklerine inanarak umutsuzluğa kapılmaları durumudur. Kişi, tekrar eden acılar ve başarısızlıklar sonucunda çaba göstermeyi bırakır, yeni zorluklar karşısında da kolayca pes eder.

Gazze-Refah olayları ve Filistin halkının yaşadıkları bu durumun en acı örneklerinden biridir. Filistin’de insanlar yıllardır bombaların, yıkımların ve ölüm korkusunun gölgesinde yaşamaktadır. Evler, okullar ve hastaneler hedef alınmakta; insanlar yaşam alanlarını birer birer kaybetmektedir. Bölgeye ulaşan insani yardım son derece yetersizdir. Bu da açlık, hastalık ve umutsuzluğu artırmaktadır. Batı dünyasının “insanlık” söyleminin samimiyetsizliği, yaşanan bu trajediyle bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Peki, Çıkış Yolu Nedir? 

Her türlü zorluğa rağmen elimizden geleni yapmaya hiç ara vermeden devam etmek, ümitsizliğe asla ve asla kapılmamalıyız. İnternet ve sosyal medya imkanları iyi değerlendirilmelidir. Sosyal medya aracılığıyla topluma ulaşılmalı ve insani yardımlar göndererek ve dayanışma içinde olmalıyız.

Özellikle bu süreçlerde öğrenilmiş çaresizlik sendromu içerisine asla girmemeliyiz. Elimizden bir şey gelmez, çok güçlüler, ne yaparsak yapalım bir şey değişmiyor gibi enerjimizi köreltecek, inancımıza zarar verecek, umutsuzluk girdaplarına düşmemeliyiz. Çözümü yetkililerden, güçlülerden, başkalarından beklemek yerine bizzat kendimiz ne yapıyoruz diye bakmamız ve bu konuda istişareler yapmamız gerekir. Unutmayalım ki Yüce Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır; sadece biz bu süreçte imtihanımızı nasıl veriyoruz, neler yapıyoruz, nasıl hesap vereceğiz, önemli olan burasıdır. Rabbim hepimizi şuurlu ve bilinçli bir yaşam üzerinde istikamette kalmaya muvaffak eylesin inşallah…