Öz Güven: Özünü Sevmek, Haddini Bilmek
Öz güven, kendi değerimizi bilmek, yeteneklerimizi keşfetmek ve gelişmek için adım atmaktır. Kendimize inanırken başkalarını küçümsememek ise bu güveni kibirden ayırır. Bu yazı, kendimize hoşça bakmanın ve tevazuyu koruyarak güçlenmenin yollarını ele alıyor.
Kıymetli ustamız Neşet Ertaş, “Özü gülmeyenin yüzü güler mi?” der. Bu söz, içimizde olup bitenlerin hayatımıza nasıl yansıdığını hatırlatır. İnsan dışarıdan ne kadar güçlü görünürse görünsün, kendisini sürekli yetersiz buluyorsa attığı her adımda zorlanabilir. Öz güven hepimize lazımdır. Çünkü her birimiz varlığımızın anlamlı olduğunu, bir işe yarayabileceğimizi ve gayretimizle bir şeyleri değiştirebileceğimizi hissetmek isteriz.
Öz Güven Günlük Hayatta Ne Anlama Gelir?
Peki, kendimize güvenmek ne demektir? Her şeyi bilmek, hiç korkmamak veya daima başarılı olmak mı? Elbette hayır. Öz güven, “Bunu henüz bilmiyorum ama öğrenebilirim” diyebilmektir. Gerektiğinde yardım istemek, yanlış yaptığında yeniden denemek ve hakkını ararken kendini ifade edebilmektir. Örneğin bir toplantıda düşüncesini söyleyen kişi, herkesin kendisine katılacağından emin değildir; buna rağmen sözünün duyulmaya değer olduğunu bilir. İnsan, eksikleri bulunduğu için değersiz olmadığı gibi, yetenekleri bulunduğu için de herkesten üstün değildir.
Öz Güven ve Kendine Hoşça Bakmak
Şeyh Galip’in şu dizeleri de insanın kendi değerini fark etmesine kapı aralar:
“Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.”
Günümüz Türkçesiyle: “Kendine iyi bak; sen âlemin özü, varlıkların gözbebeği olan insansın.” Bu söz, kendimizi beğenip başkalarını küçümsememizi öğütlemez. İnsan olarak taşıdığımız kıymeti unutmamamızı ister. Kendine hoşça bakmak; bedenine, duygularına ve yeteneklerine özen göstermek, bir hata yüzünden kendini bütünüyle değersiz saymamaktır.
Öz Güven İçin Mizacını ve Yeteneklerini Tanımak
Bu kıymeti günlük hayatta hissedebilmenin yollarından biri, kendimizi tanımaktır. Herkes aynı alanda başarılı olmak zorunda değildir. İyi konuşan birinin yanında dikkatle dinleyen birine de ihtiyaç vardır. Kimi hesap yapmayı sever, kimi yazmayı, kimi insanlara bir şey öğretmeyi. Mizacımızı, ilgilerimizi ve yeteneklerimizi tanıdıkça hangi alanlarda gelişebileceğimizi daha iyi görürüz. Bunun için kendimize şu soruları sorabiliriz: Hangi işi yaparken istek duyuyorum? Neyi öğrenmek için emek vermeye hazırım? İnsanlara nasıl fayda sağlayabilirim?
Öz Güven Küçük Adımlarla Gelişir
Yalnızca yeteneğimizi bulmak yetmez; onu çalışarak geliştirmek gerekir. Çekingen bir öğrencinin küçük bir sunumla başlaması, yemek yapmayı seven birinin becerisini ilerletmesi, yazmaya meraklı birinin düzenli olarak kalem oynatması zamanla güven oluşturur. İnsan verdiği emeğin sonucunu gördükçe kendisini daha yeterli hisseder. Birinin hayatını kolaylaştırmak, ona cesaret vermek veya güzel bir hatıra bırakmak da bu güveni besler. Fakat değerimizi yalnızca başarıya bağlarsak, ilk başarısızlıkta kendimize duyduğumuz saygıyı kaybedebiliriz.
Öz Güven ile Kibir Arasındaki Fark
Burada hassas bir sınır vardır: Öz güvenin kibirle karıştırılması. Asıl dikkat etmemiz gereken nokta, öz güveni üstünlük duygusuna çevirmemektir. Aradaki fark açıktır: Öz güven sahibi insan kendi değerini bilir; kibirli insan başkasının değerini küçültür. Biri “Ben yapabilirim” derken diğeri “Benden başkası yapamaz” der. Kendimizi sevmek sağlıklıdır; ancak her konuşmada öne çıkmak, sürekli övülmek istemek ve insanları yalnızca bizi onayladıkları sürece önemsemek ilişkilerimizi yıpratır.
Öz Güven ve Kibir Ayrımına Kur’an’dan Bir Örnek
Kur’an’da İblîs’in Âdem’e secde emrini reddederek büyüklük tasladığı anlatılır (Bakara 2/34). İblîs, “Ben ondan hayırlıyım” diyerek kendisini üstün görür (A‘râf 7/12). Buradaki sorun, kendi varlığını tanıması değil; kendisini üstün sayarak Allah’ın emrine karşı çıkmasıdır. Bu kıssa, üstünlük iddiasının insanı hakikati kabul etmekten nasıl uzaklaştırabileceğini gösterir.
Öz Güven Sahibi İnsan Başkalarından Öğrenebilir
Günümüzde de bir yöneticinin çalışanını dinlememesi, başarılı bir öğrencinin arkadaşını aşağılaması veya kişinin özür dilemeyi kendisine yakıştıramaması bu tutumun örnekleridir. Oysa kendine güvenen insan, başkasından öğrenmekle küçülmez.
Öz Güven Tevazuyla Güçlenir
Öz güvenimizi emekle, öz sevgimizi merhametle besleyelim. Başarılarımız için şükredelim; eksiklerimizi gidermeye çalışalım. Kendimize inanırken başkalarına da yer açabiliyorsak, güvenimiz bizi hem geliştirir hem de insanlara yaklaştırır. Özünü hoşça gören insan, hatasını kabul edebilir, öğrenmeye devam edebilir ve başkasının başarısına içtenlikle sevinebilir.
İnsanı olgunlaştıran öz güven, kendine inanırken haddini bilmeyi de öğretir.
Sıkça Sorulan Sorular
Yeteneklerini tanımak, küçük hedefler belirlemek ve düzenli çaba göstermek öz güveni geliştirir. Hataları öğrenmenin bir parçası olarak görmek de önemlidir.
Öz güven, kendi değerini bilmektir; kibir ise kendini başkalarından üstün görmektir. Kendine güvenen insan eleştiriyi dinleyebilir ve hatasını kabul edebilir.
Bir işte başarısız olmak, değersiz olduğumuz anlamına gelmez. Neyi düzeltebileceğimize bakmak, gerektiğinde destek almak ve yeniden denemek güvenimizi korumaya yardımcı olur.