İnsan Değişir mi? İnsanların Ayağı Nasıl Kayar?
İnsan Değişir mi? Bazen eşler, arkadaşlar ya da kardeşler birbirine “Sen çok değiştin, eskiden böyle değildin.” der. Genellikle olumsuz bir değişimi anlatan bu söz, insanın zamanla değerlerinden ve davranışlarından nasıl uzaklaşabildiğini düşündürür. Küçük tavizler, alışkanlıklar, çıkarlar ve çevrenin etkisi bu dönüşümde nasıl rol oynar? Gelin, insanın bir zamanlar karşı çıktığı davranışları nasıl benimseyebildiğini ve kendine ayna tutmanın önemini bu yazımızda birlikte inceleyelim.
İnsan Değişir mi? İnsanların Ayağı Nasıl Kayar?
İnsan muhteşem güzel yaratılmıştır, eşi ve benzeri yoktur; tüm dünyanın biriciği ve en değerlisidir. Ancak insan, kendi kendini inşa edebilme potansiyeline sahip bir varlık değildir. Potansiyelinde var olan bu muhteşem güzellik her an aktif olabilir veya aktif olmadığında insan en kötü ve tehlikeli varlığa da dönüşebilir. Bu yüzden işinin ehli bir eğitici, kişisel gelişim uzmanı, bir insanı en iyi hâline de taşıyabilir, en kötü duruma da sürükleyebilir.
Şeytan ve nefis, kötülerle o kadar profesyonel ittifak yapma eğilimine sahiptir ki hiç kimse kendinden hiçbir zaman emin olmamalıdır. Her insan istisnasız her an bir değişim içindedir. Bu değişim pozitif mi, negatif mi? İşte meselenin püf noktası burasıdır.
Özellikle bazı ortamlarda negatif değişim kaçınılmaz bir son olabilir. Çünkü bir insan, daha önce karşılaşmadığı her önemli durumda kısa bir şok hâli yaşar. Şok hâli ise tüm bağışıklığı zayıflatarak sahip olduğu tüm bilgi, birikim ve tecrübeyi dondurur; insanın düşünce ve duygularını buz üzerinde kontrolsüzce kaymaya başlatır, fırtınaya kapılmış gibi insanı savurur, fırlatır.
Bir de bakarsın ki insan, bir zamanlar karşı çıktığı şeylere dönüşmüş, hatta daha ileri gitmeye başlamıştır.
İnsan Değişir mi? Bu Durum Ne Zaman Ortaya Çıkmaya Başlar?
İnsanların hayatının hesabını verme zamanı geldiğinde yaşanacak en ilginç durumlardan biri, yola çıkarken söyledikleriyle yolun sonunda yaptıkları arasındaki mesafedir.
Bir zamanlar haksızlığa karşı dik duracağını söyleyenler, gün gelir haksızlık yapmaya başlar, haksızlığın gerekçelerini de anlatmaya başlar. Makamın kendilerini değiştirmeyeceğini savunanlar, makam sahibi olduklarında eleştirdikleri davranışları fazlasıyla sergiler. Dün başkasının yanlışını eleştirenler, bugün aynı yanlışı yaptıklarında kendilerine özel bir bakış açısı geliştirir, yanlışlara bir istisna tanır.
İşin ilginç yönü, çoğu zaman değiştiklerinin farkında bile değildirler.
Peki, insanın ayağı nasıl kayar? Samimi duygularla çıktığı bir yolun sonunda insan, nasıl olur da savunduğu değerlerin karşısında durmaya başlar?
İnsan çoğu zaman bir anda değişmez; küçük tavizlerle, farkına varmadan başka birine dönüşür.
İnsan Değişir mi? Bir Taviz, Bir Alışkanlık…
İnsan hayatındaki büyük değişimler bazen önemsiz görünen küçük tavizlerle başlar. İlkinde vicdanı rahatsız olur, ikincisinde kendisini savunacak bir gerekçe bulur. Bir süre sonra dün yanlış saydığı davranışı bugün normal karşılamaya başlar.
Örneğin, göreve başlarken adaletli olacağına söz veren bir yönetici düşünelim. Başlangıçta herkese eşit davranır. Zamanla kendisine yakın olanların hatalarını görmezden gelir, kendisini eleştirenlerin kusurlarını büyütür. Sonunda adalet anlayışı, farkında olmadan kendi çıkarları etrafında şekillenir. Fakat kendisine sorulduğunda hâlâ adaletli olduğunu söyler.
Çünkü insanın değişmesi başka, değiştiğini kabul etmesi başkadır.
İnsan Değişir mi? Beynimiz ve Nöronlarımız Bu Süreçte Nasıl Rol Oynar?
Beynimizin değer dünyası yoktur. Her şeyi öğrenebilir ve yapabilir. Öğrenirken veya yaparken ahlak değerleri açısından olaya bakmaz.
Beynimiz, deneyimlerimizden öğrenen ve tekrarlarla bağlantılarını değiştirebilen bir organdır. Nöroplastisite adı verilen bu özellik, öğrenme ve alışkanlıkların oluşmasında önemli rol oynar. Ahlak ve vicdan dediğimiz enerjinin merkezi kalp nöronlarıdır. Kalpte enerji varsa beyne uyarılar göndererek ahlak ve vicdan süzgecini aktif eder. Eğer kalpteki enerji zayıflar veya kaybolursa beyin için artık çıkarlar ve menfaatler vardır. Ahlak ve vicdan pasifleşmiştir.
Bir davranışı tekrar ettikçe onu gerçekleştirmek kolaylaşabilir. Örneğin, çıkarı için gerçeği çarpıtan bir insan, başlangıçta rahatsızlık duysa da zamanla bu davranışa alışabilir. Üstelik bundan kazanç, takdir veya güç elde ediyorsa davranışı sürdürme eğilimi artabilir.
Elbette nöronlar insanın ahlakını tek başına belirlemez. Ancak beynin öğrenme, ödül ve alışkanlık süreçleri, davranışlarımızın zamanla nasıl değişebileceğini anlamamıza yardımcı olur.
İnsan Değişir mi? İnsan Neden Kendisini Haklı Çıkarır?
Dürüstlüğü savunan bir insan, çıkarı uğruna gerçeği sakladığında inançlarıyla davranışları arasında bir çelişki yaşar. Psikolojide bilişsel çelişki olarak ele alınan bu durumdan kurtulmak için davranışını değiştirebileceği gibi, kendisine yeni gerekçeler de üretebilir.
“Başka çarem yoktu.”
“Herkes aynı şeyi yapıyor.”
“Benim durumum farklı.”
Bu cümleler bazen gerçek şartları anlatır, bazen de yanlışlarımızı kabullenmemizi zorlaştırır. İnsan önce davranışını değiştirir, arkadaşlarını değiştirir; sonra düşüncelerini bu davranışa uydurabilir. Böylece bir zamanlar karşı çıktığı şeyleri savunurken bile kendisini tutarsız görmeyebilir. Çünkü artık anlam dünyası bambaşka hâle gelmiş, hayata bakış açısı ve yorumlama becerisi güncellenerek yeni versiyonunu aktif hâle getirmiştir.
İnsan Değişir mi? Aydın Rehberlik Açısından Çözüm: Kendine Ayna Tutmak
İnsan yalnızca kendi düşüncelerinden etkilenmez. Çevresinden kabul görmek, güçlü hissetmek ve dışlanmamak da davranışlarını değiştirebilir. Kibir bir ortamda güç, çıkarcılık başarı olarak görülüyorsa insan zamanla bu anlayışa uyum sağlayabilir.
Bizim bakış açımızla gelişimin önemli adımlarından biri, insanın kendisini tüm gerçekliği ile görebileceği bağımsız uzmanlar tarafından eleştiriye tabi tutturmasıdır. Eleştirmenlik, gelişmiş ülkelerde en değerli mesleklerden biridir. Yargılamak, küçümsemek, kötülemek için değil; daha iyiye ulaşmak ve kötülüklerden, bozulmalardan kurtulmak için bu şarttır. Ülkeleri ve kurumları büyük yapan şey; bağımsız, bilimsel bir gözle, profesyonel uzmanlar eşliğinde tüm boyutlarıyla inceleme yapan “Think Tank” düşünce kuruluşları, vakıflar, STK’lar ve derneklerdir.
Bir zamanlar eleştirdiğim hangi davranışları bugün ben yapıyorum? Kararlarımda değerlerimi mi, çıkarlarımı mı öne çıkarıyorum? Yanlış yaptığımda kabul edebiliyor muyum, yoksa kendimi hemen savunmaya mı geçiyorum?
Bu sorular insanı suçlamak için değil, farkındalığını artırmak için önemlidir. Çünkü insanın değişmesi kaçınılmazdır; ancak her değişim ilerleme değildir.
İnsanların ayağı bazen küçük bir çıkarla, bazen bir alkışla, bazen de kaybetme korkusuyla kayar. Küçük tavizler zamanla alışkanlıklara, alışkanlıklar ise yeni davranış biçimlerine dönüşebilir.
İnsanın asıl ayağını kaydıran nokta, bazen yaptığı yanlışlar değil; o yanlışları artık yanlış olarak görmemeye başlamasıdır.
Belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:
Ben gerçekten pozitif bir değişim içerisinde miyim, samimiyet dolu ve menfaatsiz ilişkilere sahip miyim, yoksa yepyeni biri olarak değiştim mi, hatta değiştiğimi fark etmeyecek kadar kendime mi alıştım?
Sıkça Sorulan Sorular
Küçük tavizler, çıkarlar ve çevrenin etkisi, kişinin önceden yanlış bulduğu davranışları zamanla normal karşılamasına yol açabilir.
Değişim yavaş ilerlediğinde kişi yeni davranışlarına alışabilir. Yanlışlarını sorgulamak yerine kendisini haklı çıkaran gerekçeler üretmesi de bu farkındalığı zorlaştırabilir.
Evet. Yanlışlarını kabul etmek, yapıcı eleştirilere açık olmak ve değerleriyle uyumlu davranışları kararlılıkla sürdürmek, olumlu değişimin başlangıcı olabilir.