KENDİNİZİ BOŞLUKTA MI HİSSEDİYORSUNUZ ?

KENDİNİZİ BOŞLUKTA MI HİSSEDİYORSUNUZ ?

Hayatın anlamını, amacını ve değerini kaybettiğinizi hissettiğiniz oldu mu hiç? Kendinizi boşlukta, yalnız, mutsuz ve umutsuz hissettiğiniz zamanlar… Pek çok insan zaman zaman hayatta boşluk hisseder. Bu, aslında normal bir insani duygudur. Hayatı anlama, anlamlandırma; “niçin, neden” gibi soruların farkına varma ve bu sorulara cevap arama sürecinde insanın farkındalığını artıran, onu olgunlaştıran bir yönü vardır. Bu anlamda boşluk hissi, her zaman bir ruhsal sıkıntı belirtisi değildir; aksine dikkat, yoğunlaşma ve bilinç kazanımı için bir fırsat da olabilir.

Boşluk Her Zaman Manevi Eksiklik Değildir:

Boşlukta hissetmek, insanda doğrudan bir maneviyat eksikliği olduğu anlamına da gelmez. Her insan hayatın içerisinde dönem dönem bu duyguyu yaşayabilir. “Zaten dünya boş değil mi?” diye düşünülebilir; ancak burada boşluk kavramından ne anlaşıldığı oldukça önemlidir. Eğer dünyayı bir araç olarak görürseniz, onun içindekilerden ziyade sizi götüreceği hedef anlam kazanır. Bu noktada insana düşen, daha yolculuğa çıkmadan önce yani ergenlik öncesi dönemlerden itibaren varılacak yer hakkında bilgi edinmek ve buna göre hazırlık yapmaktır. Aynı zamanda mesafe ve yolculuk şartlarını dikkate alarak doğru aracı seçmek de oldukça önemlidir. İnsan, yol ve ihtiyaç durumuna göre yolculuk esnasında farklı araçlara başvurabilir; ancak asla hedeften şaşmamalıdır.

Yolculuk başladıktan sonra ise aracın yola hazır olması, trafik kurallarına uyulması, uzun yolculuklarda hem aracın hem de insanın ihtiyaçlarının gözetilmesi, yol arkadaşlarıyla sağlıklı iletişim kurulması ve mola yerlerinde zamanın iyi değerlendirilmesi büyük önem taşır. Hiç yolculuk esnasında mola yerini çok beğenip yolculuktan vazgeçerek orada kalmak isteyen birini gördünüz mü? Oysa içinde yaşadığımız dünya hayatı, ahirete doğru bir seyrü sefer yeri gibidir. Buna rağmen dünya güzelliklerine kapılarak yolculuğu ve asıl hedefini unutan ne kadar çok insan vardır. Unutmamak gerekir ki şeytan ve nefis hiçbir zaman boş durmaz.

Dünyanın amaç haline gelmesi, insanın yolculuğun gerçek amacını unutmasına ve farkındalığını kaybetmesine neden olur. Bu durum, kişinin hem dünya hem de ahiret açısından büyük kayıplar yaşamasına yol açabilir. Nitekim insanın başına gelen pek çok olumsuzluk, hedefini kaybetmesi ve istikametinden sapmasıyla ilgilidir.

Boşluk hissi, bazen hayatın zorluklarıyla başa çıkmakta güçlük çektiğimizde, travmatik deneyimler yaşadığımızda, kendimize güvenmediğimizde ya da bizi anlayabilecek insanlarla bağ kuramadığımızda ortaya çıkabilir. Bunun yanında panik atak, depresyon ve anksiyete gibi psikolojik durumlar da bu hissi tetikleyebilir. Böyle zamanlarda zihinsel, ruhsal ve bedensel açılardan en az zararla süreci atlatmak için profesyonel destek almak oldukça önemlidir. Çünkü insan, ne kadar bilgili ve donanımlı olursa olsun, içine düştüğü duygusal şok hali  sebebiyle kendi hayatını değerlendirmede ve çözüm bulmada aynı objektifliği sağlayamayabilir. Bu durum “mum dibine ışık vermez” ve “terzi kendi söküğünü dikemez” sözleriyle de büyüklerimiz tarafından asırlar önce ifade edilmiştir.

Ortaya çıkan boşluk hissini doğru yönetmek mümkündür. Öncelikle bu duygunun farkında olmak ve kendine karşı anlayışlı davranmak gerekir. Boşluk hissetmek hayatın bir parçasıdır ve çoğu zaman geçicidir. Kendini suçlamak yerine, bu süreci bir farkındalık ve bilinç gelişimi fırsatı olarak görmek, kişinin kendisini ve hayatını yeniden değerlendirmesine katkı sağlar. Bu süreçte kişi kendine yeni bilgi ve beceriler kazandırabilir. Bununla birlikte, boşluk hissini bastırmak ya da ondan kaçmak yerine onu tanımak ve ifade etmek önemlidir. Kişi kendisine nasıl hissettiğini sormalı; duygularını bir günlüğe yazmalı, bu alanda okumalar yapmalı, güvendiği bir insanla paylaşmalı ya da sanatsal faaliyetlere yönelerek iç dünyasını ifade etmelidir.

Ayrıca mevcut duyguların ve boşluk hissinin altında yatan sebeplerin keşfedilmesi gerekir. Bu duygu, çoğu zaman daha derin bir ihtiyacın ya da çözülmesi gereken bir meselenin işaretidir. Belki de hayatınızda bir değişiklik yapmanız, yeni bir hedef belirlemeniz, geçmişte yaşanan bir yarayı onarmanız ya da kendinizi daha iyi tanımanız gerekmektedir. Bu noktada kişisel gelişim süreci oldukça destekleyici olacaktır. Bununla birlikte sosyal çevrenin güçlü tutulması da büyük önem taşır. Boşluk hissi çoğu zaman yalnızlık duygusunu beraberinde getirir. Bu nedenle insanın kendisini anlayan, destekleyen kişilerle vakit geçirmesi; aile, arkadaş, meslek çevresi ve sosyal gruplar içinde aktif olması bu süreci daha sağlıklı yönetmesini sağlar.

Tüm bunların yanında biyolojik ve psikolojik bakımın birlikte ele alınması gerekir. Düzenli uyku, sağlıklı beslenme, fiziksel egzersiz, zararlı alışkanlıklardan uzak durma; bununla birlikte tefekkür, şükür, ibadet, yürüyüş, yardım faaliyetleri ve nefes egzersizleri gibi uygulamalar, hem bedensel hem ruhsal dengeyi destekler ve kişinin kendini daha iyi hissetmesine katkı sağlar.

Hayatın bazı dönemlerinde boşluk hissetmek genellikle geçici ve insani bir durumdur. Bu durumun üstesinden gelmek mümkündür. Önemli olan, bu hissi görmezden gelmek değil, onu önemsemek ve bir yenilenme fırsatı olarak değerlendirmektir. Unutulmamalıdır ki insan eşref-i mahlûkat olarak son derece değerli bir varlıktır ve hayatının derin bir anlamı vardır. Yaşam gayesi zihin ve gönülde canlı tutulduğu sürece, boşluk hissi kalıcı olmayacak; aksine insana yeni bilgi, beceri ve farkındalıklar kazandırarak hayatına farklı bakış açıları katacaktır.

Siz de hayatınızda yaşadığınız zorlukları ve hissettiğiniz boşlukları nasıl değerlendirdiğinizi düşünerek, bu yaşanmışlıkları tecrübeye dönüştürebilir ve yeni kazanımlar elde edebilirsiniz.

Kalınız sağlıcakla…