HEDEFİ OLMAYAN İNSAN ŞEYTANIN HEDEFİ OLUR !
Mustafa KILINÇ
İnsan, ahseni takvim( en güzel kıvamda) yaratılan herşey kendi emrine verilmiş, akıl sahibi, başıboş yaratılmamış sorumlu mükerrem(değerli) bir varlıktır. Bir tarafta insan böyle yaratılmışken diğer taraftan şeytan gibi apaçık bir düşmanı ve şeytanın vesveselerine kulak verip kötülük yapabilecek de bir nefs yapısına sahiptir.
Allah insanları bu özelliklerde yaratmış bu özelliklerini keşfedip kıvamını yani ideal insan olmak için gerekli olan dengeyi koruyabilmesi için bütün toplumlara uyarıcı peygamberler ve beraberinde kılavuz kitaplar göndermiştir. Son peygamber Hz. Muhammed (sav), son kitap Kur’an’ı Kerim’dir. Tarih boyu gerek toplumsal gerekse bireysel sorunların temelinde Allah’ın gönderdiği elçilere ve yol gösterici rehber olan Kitaplara kulak vermemek olduğunu yüce kitabımız Kur’an’da mülk suresinde şu şekilde beyan eder. "Eğer kulak vermiş veya akletmiş olsaydık, çılgın alevli cehennemlikler içinde olmazdık" derler. (Mülk 10) bu ayette ahirette cehennemliklerden bahsedilmektedir. Kur’an'ı bütünlüğü içinde değerlendirdiğimizde Allah’ın koyduğu kurallara göre hareket edilmediğinde dünya hayatından da ağır bedeller ödendiğini görürüz. Nitekim etrafımıza baktığımızda Allah’ın koyduğu dengeyi bozanların sonunun üç yerde bittiğine tanık oluruz. Bu sonuçlar zihin, beden ve ruh dengesinin bozulması sonucu, hapishane, hastahane ve kabirde yani ölümdür.
Bu gerçeği asırlar önce alemlere rahmet Hz. Muhammed Mustafa(sav) veda hutbesinde “size iki şey bırakıyorum, kim ona sıkı sıkıya sarılırsa yani hayatında uygularsa yolunu şaşırmaz. “Kur’an ve benim sünnetim” buyurarak dikkatlerimiz çekmiştir.
Günümüz insanın en büyük sorunu kimlik krizi yaşamasıdır. İnsan kendini bu iki kaynaktan tanıyıp hayatı anlamlandıramaz ise boşluğa düşer. Allah’ın verdiği akıl gibi bir nimeti doğru kanalize edemez. Dünyaya ve ahirete yönelik hedefler belirleyemez. Yüce kitabımızda Rabbimiz” O halde önemli bir işi bitirince hemen diğerine koyul.” buyurarak bize verilen bu çok değerli ömür sermayemizi bizi geliştiren güzel şeylerle besleyerek devamlı şeytan ve nefsimizle mücadele halinde olmamız gerektiğini hatırlatır. Sonuç olarak, hedeflerimiz olmazsa her daim şeytani telkinlere açık olacağımız için şeytanın hedefi oluruz.